Kuyucaklı Yusuf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kuyucaklı Yusuf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mayıs 2012 Cuma

Kitap İzlenimim: "Kuyucaklı Yusuf"

Merhaba!

Sizler bu postu okurken ben buradan çook uzakta olacağım. Hihihi :) Çok klişe ve berbat bir giriş yaptım değil mi? :) Haftasonu dedemin ruhuna anneannemler hayır yemeği verecekler Kütahya'da. Biz de oraya gidiyoruz cümbür cemaat. Şu an yollarda filan olacağız büyük ihtimalle. Ama ben sizleri yazısız bırakmak istemedim, ondan ötürü bu otomatik postları hazırlıyorum :)

Ve yine bir kitap izlenimi yazısı. Bu kitabım da sevgili DarLa'Mdan hediye. Çok bereketliyiz maaşallah etkinlik konusunda :)

Kuyucaklı Yusuf benim hep okumak istediklerimdendi. Bir türlü fırsatım olmadı. Bir sevindim ki Sabahattin Ali okuyacağım için. Ama tam kitabın ilk sayfasını okuyordum ki bir daraltı geldi, sonra malum kitap okuyamama döngüsüne kapıldım... Bir buçuk iki haftaya yakın okumadım. Berbat bir duygu... Tabii bunda Kuyucaklı'nın hiçbir suçu yok. :) Ama ondan sonra kitabı elime alınca bir buçuk günde bitti. İpinden boşanmış tay gibi (benzetmeye bak, koptum kendime:) bir çırpıda okuyuverdim :)))

Hatta bir gün Başkanım yokken elime almıştım, okurken nasıl dalmışım, içeriye mesai arkadaşlarımdan biri girmiş, karşıma oturmuş, hiç farkında değilim.

Gelelim kitabımıza...

Aydın'ın Nazilli kazasının Kuyucak köyünde bir gece bir cinayet işlenir, karı-kocayı kurşunlayıp giderler... Küçük çocuk ise yaralanır, fakat onu öldürmeye vakit bulamadan şakiler ortadan kaybolurlar... Olay yerine gelen Kaymakam, çocuğun halini görünce acır, kıyamaz; "Benimle gel..." der. Bu küçük Kuyucaklı Yusuf'tur... Seneler akar gider...

Olay örgüsüne her zamanki gibi girmiyorum. Kitabın sürprizi kaçıyor çünkü. Arka kapak yazısı ise Yapı Kredi Yayıncılığın yapmaması gereken bir hata bence :) Çünkü heyecanı ve merak duygusunu tamamen yoketmiş. Alırsanız da arka kapağa bakmayın derim. :) Farklı, okuyanın içine işleyecek kadar farklı bir roman. Kısa, ama hemen bitmesin istiyorsunuz. Sabahattin Ali, değişik bir roman tekniği kullanmış. Kimi zaman üçünü kişi araya girerek bölümlerin başını ya da sonunu anlatıyor sizlere. Ali'nin kullandığı eski sözcükleri görünce ise şaşırmayın, zaten cümle içinde anlamı çıkıyor :)

Daha etkisi üzerimden geçmedi. Nerede frklı bir bakış, hareket görsem, "Tıpkı Yusuf gibi... Aaa Kuyucaklı'ya benziyor ne çok..." filan diyorum kendi kendime. Bende öyledir. Bir kahramanı fazla benimseyince içimde yaşatmaya başlıyorum :)

Şimdiden hepinize mutlu haftasonları :)