Merhaba, mutlu pazarlar herkese :)
Bugün de yine karlı bir günden yazıyorum sizlere :) Demiştim ya, bünyem kara alıştı sanıyorum, artık normale bindi, rutin birşey benim için. :)
Cuma günü Konya Selçuk Üniversitesi'nde okuyan kuzenim Tufan geldi bize misafirliğe. Aslında daha önceden bekliyordum gelmesini lakin vizeler finaller filan derken ancak bu zamana kısmetmiş. Hızlı trene atladığı gibi geliverdi yanımıza :) Bize de renkli bir haftasonu geçirme fırsatı tanıdı :))) Hem insan özlüyor birlikte hasret gideriyorsun, hem de hem ona hem sana değişiklik oluyor ne güzel :)
Dün bir taraftan kar yağarken diğer taraftan da "ne yapsak ne etsek?" derken, Tufan "Oyun oynasak ya hep beraber, Jenga filan.." dedik biz de "Güzel fikir, ama evde oyun yok ki" sonra da düşündüm, yahu milyon tane cafe var oyunu olan birine gider oynarız.. :) Çıktık evden Kızılay'a indik, ben düşünüyorum "nereye gitsek? nereye otursak?" çok zor geldi ya, ben Kızılay'a gidince oturduğum sadece birkaç yer var, orası da oyunlu filan değil, kitap kafe şura bura yahut yemek yiyebileceğim mekanlar. En sonunda kardeşim bizi Sobe Cafe adlı bir cafeye götürdü, oyunumuzu istedik başladık ama....
Ne başlayış, o Jenga ne kadar felaket bir oyundur yahu, ben ilk defa oynuyorum, nişanlı da öyle ama benim kardeş vızır vızır çekiyor tahta blokları.
Tufan bir bloğu büyük dikkatle çekerken...
Süper dengesiz bloklarımız...
Piyango bana vurdu, kulenin yıkılma anları hep bana denk geldi, ben de mızıkçılık ettim hemen, "oynamıcam banane" filan :) Sonra millet de sıkılınca blok yıkılmalarından, biz de Tabu'ya geçelim istedik :)
Tabu XL geldi önümüze, hani şu tabu maymunu filan var çizerek anlatıyorsun vs... Oyun kılavuzu yoktu kutunun içinde, biz de bildiğimiz düzenden devam edelim dedik. Begüm ve Tufan eş oldu, ben de nişanlıyla eş oldum. Tam bir felaketti ama... :) Birkaç diyalog sizlere;
-Ben: Aşkım hani var ya ben araba kullanrken sol şeritte giderim arkamdan selektör atar ben yana geçeyim diye,
-Nişanlı: Kamyoncu!
-Ben: Hayır aşkım kamyoncunun solda ne işi var, hani o bana korna gibi bişey çalar ben panik olurum dua ederim ya
-Nişanlı: Ha o zaman otobüsçü ya da dolmuşçudur..
-Ben: Aşkım niye anlamıyosun, hani soldan gider bu şey, durumu fena olanlar biner buna..
-Nişanlı: ??!!!!!
-Ben: Öf ya sen de bişeyi anlamıyosun bidaha eşleşmem senle!!!
Anlatmaya çalıştığım kartta ambulans yazıyordu :)))
şu diyalog ise ailede blog ismimin çoktaaan tescillendiğini anlatmama yetiyor sanırım :)
-Begüm: (yazıldığı gibi okuyun) nınının Cicileri
-Tufan: Maya'nın Cicileri, Maya maya :)))
koptum yahu resmen :)
Bakalım bugün neler yapacağız :)
Ha bu arada, ben şalı örmeye başladığımda bir hesap hatası yaptım, ip tiftik olunca sökemedim de, geri en baştan yeniden başladım, ama az kaldı bitireceğim umarım iki güne, çok heyecanlıyımmm :)
ilk resimdeki büyük olanda işte ben hücreleri 10 zincirde hesaplamıştım ondan olmamıştı, sökülmedi de, başka bişey olark değerlendireceğiz artıkın, küçük olanı ise yeni başladığım şal, ama o da artık o kadar küçük değil :)
ucundaki ilk çiçeğini kondurdum bile, hatta şu an çiçeği oldu, bitse de artık sizlere hediye etsem değil mi??? :)
herkese kocaman öpücükler :)




