Ayfer Tunç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ayfer Tunç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mayıs 2012 Çarşamba

Kitap İzlenimim: "Suzan Defter"

Merhaba!!! :)

Çok mutluyum. Niçin mi? Çünkü uzun zamandır kitap okuyamam sendromum yüzünden "Kitap İzlenimim" yazısı yazamamıştım, ama dediğim gibi bunu atlattım çok şükür :) Önce Kuyucaklı Yusuf'u bitirdim, şimdi de Suzan Defter'i. Aslında Kuyucaklı'nın izlenimini yazmak istedim, ama Suzan Defter'i akşam bitirdim, ve gerçekten o etki üzerimdeyken bunu hemen paylaşmak istedim. Kuyucaklı'nın yazısı da yarın gelecek :)

Yazarımız Ayfer Tunç. (Yazarın kişisel web sitesi için tık tık) Son dönemlerde adını sıkça duyduğumuz ve methini işittiğimiz çağdaş dönem Türk edebiyatı yazarlarımızdan. Aslına bakarsanız Füruzan üzerine tanımıyordum diyebilirdim, ama Ayfer Tunç ile bu direncim biraz kırıldı :) Gerçekten kelimelerinin ahenginde bir farklı buğu var, üzüm buğusu gibi. Hüzünlü, farklı...

Suzan Defter de bu buğu ile yazılmış bence.

Kitabı elinize alınca farklı bir sayfa yapısıyla karşılaşıyorsunuz. Önceleri "basım hatası mı? hayırdır, ne oluyor?" gibi bir tepki verebiliyorsunuz, ama birkaç sayfa okuyunca ritim belli oluyor. "Suzan Defter" bir erkek ve bir kadının tuttuğu iki ayrı günlük aslında. Sağ taraf kadının, sol taraf ise erkeğin günlüğü. İsterseniz ayrı ayrı, isterseniz tarihleri senkronize ederek okuyabiliyorsunuz.

Konusu ise, bu iki insanın birbirinden apayrı bir hayatları varken, yollarının bir noktada kesişmesi; ve birbirlerinin yaşamları üzerinden kendi yaşamlarını seyretmeleri... Konusundan daha fazla bahsetmeyeceğim, çünkü heyecanınız gitmesin :) Daha evvelinde, bir öyküymüş Suzan Defter, ama daha sonra diğerlerinden sıyrılmış, sivrilmiş ve tek başına bir eser olmuş..

Bu kitapla birlikte ben de kendime farklı bir alışkanlık edindim. Beğendiğim cümleleri, altını çizmek yerine ufak blok kağıtlara not almaya başladım. Daha sonra bu notları bir kutuda toplayacağım. Yıllar sonra bakınca bu cümlelere, o kitabı tekrar anımsama ve hissetme şansına sahip olacağımı düşünüyorum. Bakalım, kısmet... İnşallah o günleri de görürüz...


İşte kitaptan, beni vuran kısımlar:
***İnsan eşya almayı sevmese de boşluklar zamanla doluyor, sonra bir bakıyor, teslim etmiş kendini eşyalara. Syf 28


***Düşündüm, BİR HAYAT NEDİR?
Başlar ve biter, BİR HAYAT NEDİR?
Acı ve tatlıdır, unutulur hepsi, BİR HAYAT NEDİR?
Emin olmasam da "hayat bir iz bırakmaktır" diyebilirim.
Mezartaşı bir iz sayılır mı, emin değilim.
Razı olan için mezar taşı bir izdir.
Ben razı değilim.
Gerçi elimden ne gelir? Syf 46


***Kadın çıkıp gittiğinde bir ferahlık duydum, ihanete çok yaklaşıp durabilen, durabildiği için kendiyle gurur duyan bir aşık gibi. Syf 90


***"İnsan hayatı, bir rahim arayışından ibarettir," dedi Ekmel Bey, "ev rahimdir. Bundandır kendimize bir ev aramamız. Evi olan insan ne şanslı!" Syf 109

Kitaba öyle sardım ki, boş bulduğum yerde anında okumaya başlıyordum. Bunlar da benim akşam mesai bitimi benden geç çıkarak, beni otoparkta bekleten Nişanlıyı beklerken çektiğim kitap keyfi resimlerim :)




Hihihi :)

Yarın kısmetse yeni bir İzlenim yazısında görüşmek üzere :)

BOL OKUMALI GÜNLER :)))