Merhaba!
Kaç gündür yine yazamadım biliyorum ancak, cumartesi günü arabam bozuldu, bozuldu ne demek sankim yanacak gibiydi :S Çok korktum :(((
Efendim, benim an itibariyle 12 yaşında olan bir minik kızım var, PalioGül'üm :) Arabamı hep "kızım" diye severim. Ama benim kızım biraz kirli gezer ben onu yıkatmayı hep unuturum :) Biraz da erkek rengindedir, hatta trafikte görenler kullanmamadan ötürü çoğu zaman benim bayan olduğumu bile geç anlıyorlar :) hihi, ben bu durumdan rahatsız değilim ama, tacizleri asgari düzeye indiriyor bu husus :) Aslında fotoğrafını koymak isterdim, ama şimdi farkettim ki ben arabamın hiç fotoğrafını çekmemişim :P Zaten kirli kızımın nesini çekiyim, buyrun size temsili resmi :P
Her neyse. Cumartesi günü bir hasta ziyareti için Ankara Siteler tarafında bir mahalleye gitmemiz gerekti dostlar. Gittik de nitekim. :) Hatta herkes "vay anasınıııı" filan oldu. Sanki bayanlar trafikte araba kullanamzmış gibisinden bir "vay anasınııı" idi bu ama. Biraz da civcivli trafiklerden geçmek gerekli o bölgeye gitmek için. Bilenler bilir, Siteler gibi bir semt, erkek yoğun bir semttir, mobilya bölgesi olmasından ötürü :) Orada bir kısım Nazar bulutlarını tepemde topladıktan sonra, biz de hasta ziyaretini bitirip evimize dönmeye karar verdik. Zaten benim maceram orada başladı :S
Siteler kavşakta, önce vites tarafından ilginç bir ses geldi. Ben çok üzerinde durmadım. Ondan sonracıma, bir müddet daha yol gittikten sonra arabadan sanki tekere pet şişe sıkışmış gibi ilginç bir ses gelmeye başladı. Hatta o esnada kardeşim önde seyir halinde olan Mor renkli Murat 131 ile dalga geçiyordu "öndeki apaçiye baksana ablaaa, şekil yapmış arabasından ses çıkıyo" diye, meğer ki o ses bizden çıkıyormuş :)))
Daha sonra, eve yaklaşmışken arabanın gösterge panelinde akü resmi yanmaya başladı ki gerçek anlamda yusuf'lamam buna tekabül eder. "Lan arabanın sigortaları mı attı, kısadevre mi yaptı araba? Naapcam, tüh tüh" derken önüme çıkan ilk sakin sokağa sapıp arabayı park etmem bir oldu. Annemle kardeşim de tedirgin tabii. Hemen kaputu açtım, baktım sakin, duman filan yok, aküye baktım, o da normal görünüyo. Etraftan gelip geçenler kendi kendilerine yoruma hazır vaziyette, "Abla kayışı kopmuş bunun" filan diyolar. Ben tabii cırcır direk "ne kayışı, kayışın ne olduğunu biliyorum, arabayı tanıyan benim" Ya bu erkek milleti de bir ilginç, herşeye yerli yersiz yorumda bulunuyorlar. Kardeşim ben tanıyorum buı arayabı değil mi, ustasına da ben götürdüm, değişenini de ben hallettim. Sana ne oluyo???
Neyse, o esnada babamı da aradım, o da "eve gel kızım yavaş yavaş" dedi. Eve gidiyoruz ama kardeşim de bi yandan deli gibi müzik dinliyo, o arada ona da cıraldım " ben neyin derdindeyim, sen fikirsiz fikirsiz müzik dinliyosun, kapat şunu!!!" o da sus pus...
Eve geldik, ama bir taraftan da berbat derecede bir yanık kokusu geliyor, nasıl ama anlatamam :((( Arabayı park ettim, Beggy kapıyı açar açmaz bir de ne gördük, ön iki tekerden dumanlar yükseliyor, kapkara hem de!!!! Dehşet resmen. Hemen bagajdaki yedek suyu çıakrdık, lastiklere döktük (ki sonradan keşke yapmasaymışız dedim) Tıssss.... Kapkara sular akıyor resmen... Mahalledeki bütün veletler de başımıza toplandı mı!!! Eyyvah eyvah, bir de onların diline düştüm çünkü benimle "bayandan şoför mü olurmuş" diye dalga geçiyorlardı her akşam!!! :(((
Ben tabii, bu şokların üzerine, bir mutsuzdum bir mutsuzdum sormayın :((( Kardeşim de hala beni mutlu etmek için şarkıları PalioGül'e uyarlayıp söylüyordu, nasıl güldüm onun üstüne sinirim de bozuktu zaten ilaç gibi geldi. Bakın İStanbul'da Sonbahar'ın Palio'ma uyarlanmış haline, hayal edin, elinde de hayali bir gitar çalarken Beggy'i,
PalioGül bugün yorgun, üzgün ve yaşlanmış,
Biraz benzin yakmış,
Tekerleri yanmış,
Kara sular akıyooor.... :)))))
Neyse, dün babamla yine mahalledeki ustaya gösterdik. Adam biraz baktı. Abi dedi ne söyliim ben size. Arabanın şarj dinamosu bozulmuş, akü işareti ondan yanarmış meğer... Tekerdeki duman olayı da balataların fazla ısınmasından meydana gelmiş. O da sadece dumanmış. Ben suyu dökünce bir de fren diski (çelikten olur) o soğuk suyu yiyince yamulup çatlamış meğer. Keşke suyu dökmeseymişim. Vs vs bir sürü de ıvır zıvır parçasını halletmiş miyim ben... :(((
Nasıl canım sıkıldı.... Araba dediğin bildiğin bir para yiyici. Ama kızıma helali hoş olsun :)))))))))
Canımıza gelmedi ya, tamir olur geçer gider....
Yaaa kuzularım, bu da böyle bir maceraydı işte... :)
30 Nisan 2012 Pazartesi
24 Nisan 2012 Salı
Şu an düşünüyorum da... #4
Merhaba herkese!
*** Beni merak eden herkese çok teşekkür ederim, Deep ve Annemahsustan size ayrıca teşekkür ederim :) İyiyim, sağlık olarak bir sorunum yok ama, baharla birlikte biraz psikolojim hassaslaştı sanırım. Bahar dönemi geçiş dönemi malum, içimi pırpır ettiriyor, yüreğim biraz kabarık... :(
*** Kitaplaşalım mı? etkinliğine katılan herkese bir kez daha çok teşekkür ediyorum. Beni bu etkinlikte yalnız bırakmadınız, çok sağolun. Herkesin mail adresine eşleştiği kişinin bilgilerini gönderdim :) Birdahaki etkinliğimiz sevgili Damla'nın evsahipliğinde gerçekleşecek, şimdiden haberiniz olsun :)
*** Nişanlı, görev nedeniyle Antalya'ya gitti pazar akşamı, cumartesi dönecek umarım. Bir hafta yalnızım anlayacağınız :) Ama o yoksa da arkadaşlarımız var, eksikliğini hissettirmiyorlar sağolsunlar öğle arası yalnız bırakmadılar beni :) Bizimki de ikide bir telefonm açıyor, "buraşı şöyle, burası böyle" ben de dayanamadım "bana bak" dedim "zaten burda buhranlardayım, bi daha bahsedersen seni paralarım!!!" :)) tabii ki geyiğine söylüyorum bunları :)
*** Doğumgünü hediyemdi bu güzel termos. Ben de bitki çayı içmek için kullanıyorum :) İçinde Melisa otu var, kalkan sinirlere birebir :) Bu arada ne oldu ya, çok komik bu :) Demin başkanın şoförü geldi içeriye anahtar verecekti, termosumu gördü ve "Ne o kız, lamba mı getirdin??!!!" :))) koptuuuk :)))
*** Bakın bu da bana "Madrid Hatırası" :) İşyerinden bir mesai arkadaşım gitmişti bu haftasonu, bana da bu güzel kupayı heediye getirmiş :)
*** Masa üstümden başladık ya, bu da başka bir görüntü. Benim pembe çiçekli notluğum ve neredeyse 2 yıl önce görüp beğenerek iliştiriğim güzel bir söz. Sektererliğe gelen her misafir görür ve okur bunu. Çoğuyla da bu sözün anlamını tartışmışlığımız vardır :)
*** Dün annemle ikimiz yalnız başımıza (ki uzun zamandır ilk defa) gezmeye çıktık, İkea'ya gittik. Annemi arabaya attığım gibi götürdüm, çok da iyi oldu :) Altını üstüne getirdik, veee büyük bir başarı olarak, HİÇBİRŞEY ALMADAN IKEA'DAN ÇIKTIIK :) hahaha :)
*** Son olarak, ahşap boyama aşkım depreşti geneee. :) Cumartesi günü, Suluhan'dan salonuma boyamak için Fiskos sehpa aldık nişanlıyla. Krem rengine boyayacağım ve uygun bir dekupaj yapacağım :) Sehpanın ham resimlerini yarın koyarım sanıyorum bu hengamede unutmuşum :)
Şimdilik benden haberler bu kadar :) Birkaç gündür yorumlarıma cevap veremdim, bloglarınızı da ziyaret edemedim, biraz da onlara vakit ayırmalıyım artık :)
*** Beni merak eden herkese çok teşekkür ederim, Deep ve Annemahsustan size ayrıca teşekkür ederim :) İyiyim, sağlık olarak bir sorunum yok ama, baharla birlikte biraz psikolojim hassaslaştı sanırım. Bahar dönemi geçiş dönemi malum, içimi pırpır ettiriyor, yüreğim biraz kabarık... :(
*** Kitaplaşalım mı? etkinliğine katılan herkese bir kez daha çok teşekkür ediyorum. Beni bu etkinlikte yalnız bırakmadınız, çok sağolun. Herkesin mail adresine eşleştiği kişinin bilgilerini gönderdim :) Birdahaki etkinliğimiz sevgili Damla'nın evsahipliğinde gerçekleşecek, şimdiden haberiniz olsun :)
*** Nişanlı, görev nedeniyle Antalya'ya gitti pazar akşamı, cumartesi dönecek umarım. Bir hafta yalnızım anlayacağınız :) Ama o yoksa da arkadaşlarımız var, eksikliğini hissettirmiyorlar sağolsunlar öğle arası yalnız bırakmadılar beni :) Bizimki de ikide bir telefonm açıyor, "buraşı şöyle, burası böyle" ben de dayanamadım "bana bak" dedim "zaten burda buhranlardayım, bi daha bahsedersen seni paralarım!!!" :)) tabii ki geyiğine söylüyorum bunları :)
*** Doğumgünü hediyemdi bu güzel termos. Ben de bitki çayı içmek için kullanıyorum :) İçinde Melisa otu var, kalkan sinirlere birebir :) Bu arada ne oldu ya, çok komik bu :) Demin başkanın şoförü geldi içeriye anahtar verecekti, termosumu gördü ve "Ne o kız, lamba mı getirdin??!!!" :))) koptuuuk :)))
*** Bakın bu da bana "Madrid Hatırası" :) İşyerinden bir mesai arkadaşım gitmişti bu haftasonu, bana da bu güzel kupayı heediye getirmiş :)
*** Masa üstümden başladık ya, bu da başka bir görüntü. Benim pembe çiçekli notluğum ve neredeyse 2 yıl önce görüp beğenerek iliştiriğim güzel bir söz. Sektererliğe gelen her misafir görür ve okur bunu. Çoğuyla da bu sözün anlamını tartışmışlığımız vardır :)
*** Dün annemle ikimiz yalnız başımıza (ki uzun zamandır ilk defa) gezmeye çıktık, İkea'ya gittik. Annemi arabaya attığım gibi götürdüm, çok da iyi oldu :) Altını üstüne getirdik, veee büyük bir başarı olarak, HİÇBİRŞEY ALMADAN IKEA'DAN ÇIKTIIK :) hahaha :)
*** Son olarak, ahşap boyama aşkım depreşti geneee. :) Cumartesi günü, Suluhan'dan salonuma boyamak için Fiskos sehpa aldık nişanlıyla. Krem rengine boyayacağım ve uygun bir dekupaj yapacağım :) Sehpanın ham resimlerini yarın koyarım sanıyorum bu hengamede unutmuşum :)
Şimdilik benden haberler bu kadar :) Birkaç gündür yorumlarıma cevap veremdim, bloglarınızı da ziyaret edemedim, biraz da onlara vakit ayırmalıyım artık :)
Hepinize kocaman sevgiler :)
Etiketler:
günlük,
içimi döküyorum,
psikolojik,
Starbucks Termos,
Şu an düşünüyorum da
Yer:
Ankara, Türkiye
19 Nisan 2012 Perşembe
Kitaplaşalım mı? Etkinliği İçi Yarın Son Gün :) // Beko SteamBox'ım Geldii :)
Merhaba!
Birkaç gündür ses veremedim, kusuruma bakmayın. Fırtına Ankara'yı dün esir aldığından beri zaten her tarafımız toz içerisinde, camların uğultusundan bir ara işyerinde başım ağrıdı, düşünün artık!!!
Biliyorsunuz yarın Kitaplaşalım mı? etkinliğimize katılmak için son gün, eğer hala katılmayanınız kaldıysa acele etsin :) BURAYA TIK TIK KATILMAK İÇİN :) Bir iki arkadaş bana adres vermedi, ben onlara mail yoluyla geri dönüş yaptım, cevap gelmediği takdirde onları maalesef listeye ekleyemeyeceğim :((( Mail kutularınızı sık sık kontrol edin arkadaşlaaar :)))
Bu arada sipariş ettiğim Beko Steambox daha 5 dk önce elime ulaştı, dayanamadım açtım ve resmini bile çektim :))) Onun mutluluğunu yaşıyorum. Sanalpazar.com'dan Markaal.com dükkanından aldım, hizmetlerinden de çok memnun kaldım :) Akşam tüm parçaların detaylı resmini çekip çoook bol malzemeli bir post hazırlığına girişeceğim, haftasonu da ev tremziliğinde deneyeceğiz, bakalım sonuç ne çıkacak :) Ama bişi söyleyeyim, en çok rengini sevdim, enn çok :)))
Haftasonu deneyip izlenimleri aktaracağım, görüşmek üzere :)
Birkaç gündür ses veremedim, kusuruma bakmayın. Fırtına Ankara'yı dün esir aldığından beri zaten her tarafımız toz içerisinde, camların uğultusundan bir ara işyerinde başım ağrıdı, düşünün artık!!!
Biliyorsunuz yarın Kitaplaşalım mı? etkinliğimize katılmak için son gün, eğer hala katılmayanınız kaldıysa acele etsin :) BURAYA TIK TIK KATILMAK İÇİN :) Bir iki arkadaş bana adres vermedi, ben onlara mail yoluyla geri dönüş yaptım, cevap gelmediği takdirde onları maalesef listeye ekleyemeyeceğim :((( Mail kutularınızı sık sık kontrol edin arkadaşlaaar :)))
Bu arada sipariş ettiğim Beko Steambox daha 5 dk önce elime ulaştı, dayanamadım açtım ve resmini bile çektim :))) Onun mutluluğunu yaşıyorum. Sanalpazar.com'dan Markaal.com dükkanından aldım, hizmetlerinden de çok memnun kaldım :) Akşam tüm parçaların detaylı resmini çekip çoook bol malzemeli bir post hazırlığına girişeceğim, haftasonu da ev tremziliğinde deneyeceğiz, bakalım sonuç ne çıkacak :) Ama bişi söyleyeyim, en çok rengini sevdim, enn çok :)))
Haftasonu deneyip izlenimleri aktaracağım, görüşmek üzere :)
Etiketler:
Beko SteamBox,
çeyizlerim,
Kitaplaşalım mı?,
markaal.com,
sanalpazar.com
Yer:
Ankara, Türkiye
16 Nisan 2012 Pazartesi
Şu an düşünüyorum da... #3
Merhaba!!!
"Kitaplaşalım mı?" Etkinliğimize katılmadıysanız, hemen TIKLAYIN, YORUM BIRAKIN VE KATILIN :) Katılırsan Etkinliğimiz daha da güzel olacak, unutma :)
*** Hala hastayım, burnum kırmızı ve akıyor, öksürürken de içim acıyor, inatla ilaç içmemeye devam ediyorum, bakalım ne zaman yenicem ben bunu!!!
*** Hani burada örmeye başladığım Rüzgar Bebeğin battaniyesi vardı ya, nihayet ben onu bitirdim :) Aslında örgüsü biteli çok olmuştu ama süsleme kısmı biraz zaman aldı, ne seçsem filan diye. Cumartesi günü de sahibine götürdük, sonuç benim içime sindi. Peki siz beğendiniz mi? :)
*** Pazar günü Blogger Dostlarla buluştuk, hepsi ayrı güzel ayrı tatlı, inşallah ayrı post hazırlayacağım o konuda :) Hacıbaba Kahvecisi'nden bir anı kaldı bu da bana :)
*** Annem bugün göğsü için kontrole gitti, ilaçlı film çekeceklerdi, beni yanında istemedi, canını sıkıyormuşum. Çok vıdıvıdı ediyorum sanırım, haklı istememekte. Allahım sen iyilik sağlık ver, hayırlı ömür ver anneme cümle annelerimizle birlikte.
*** Çeyizime Beko Steam Box buharlı temizleyici almaya karar verdim. Uzun bir araştırmadan sonra bunda kara kıldım. Aslında Fakir'inkini istiyordum. Ama Fakir'in buharlı temizleyicisi mop ve temizleyici olmak üzere iki ayrı ürün. Mop ile sadece yerleri temizleyebiliyorsun, buhar makinesi ile de yerleri silemiyorsun. Ama Beko ile ikisini birden yapabiliyorsun. Kullananlar da tavsiye ettiler. E bakalım, ben de almaya niyetlendim, hayırlısı... Çünkü kısmetse inşallah üç ay sonra düğün var... Ben o vakit; hem çalışan hem de okuyan bir ev hanımı da olacağım. Hayatı ne kadar kolaylaştırırsam benim için o derece iyi olacak :)
*** Motiflerde 41'e ulaştım. Şimdilik yavaş gidiyor, bir süre tam hızda çalışmaya karar verdim. :)))
*** Etkinlik katılımları harika gidiyor, hadi bakalım :)))
"Kitaplaşalım mı?" Etkinliğimize katılmadıysanız, hemen TIKLAYIN, YORUM BIRAKIN VE KATILIN :) Katılırsan Etkinliğimiz daha da güzel olacak, unutma :)
*** Hala hastayım, burnum kırmızı ve akıyor, öksürürken de içim acıyor, inatla ilaç içmemeye devam ediyorum, bakalım ne zaman yenicem ben bunu!!!
*** Hani burada örmeye başladığım Rüzgar Bebeğin battaniyesi vardı ya, nihayet ben onu bitirdim :) Aslında örgüsü biteli çok olmuştu ama süsleme kısmı biraz zaman aldı, ne seçsem filan diye. Cumartesi günü de sahibine götürdük, sonuç benim içime sindi. Peki siz beğendiniz mi? :)
*** Pazar günü Blogger Dostlarla buluştuk, hepsi ayrı güzel ayrı tatlı, inşallah ayrı post hazırlayacağım o konuda :) Hacıbaba Kahvecisi'nden bir anı kaldı bu da bana :)
*** Annem bugün göğsü için kontrole gitti, ilaçlı film çekeceklerdi, beni yanında istemedi, canını sıkıyormuşum. Çok vıdıvıdı ediyorum sanırım, haklı istememekte. Allahım sen iyilik sağlık ver, hayırlı ömür ver anneme cümle annelerimizle birlikte.
*** Çeyizime Beko Steam Box buharlı temizleyici almaya karar verdim. Uzun bir araştırmadan sonra bunda kara kıldım. Aslında Fakir'inkini istiyordum. Ama Fakir'in buharlı temizleyicisi mop ve temizleyici olmak üzere iki ayrı ürün. Mop ile sadece yerleri temizleyebiliyorsun, buhar makinesi ile de yerleri silemiyorsun. Ama Beko ile ikisini birden yapabiliyorsun. Kullananlar da tavsiye ettiler. E bakalım, ben de almaya niyetlendim, hayırlısı... Çünkü kısmetse inşallah üç ay sonra düğün var... Ben o vakit; hem çalışan hem de okuyan bir ev hanımı da olacağım. Hayatı ne kadar kolaylaştırırsam benim için o derece iyi olacak :)
*** Motiflerde 41'e ulaştım. Şimdilik yavaş gidiyor, bir süre tam hızda çalışmaya karar verdim. :)))
*** Etkinlik katılımları harika gidiyor, hadi bakalım :)))
Kocaman sevgiler herkeseee :)
13 Nisan 2012 Cuma
Kitap İzlenimim: "İtalyanca Aşk Başkadır"
Merhaba!!!
"Kitaplaşalım mı?" Etkinliğimize katılmadıysanız, hemen TIKLAYIN, YORUM BIRAKIN VE KATILIN :) Çok seveceğinize eminim :)
Bugün sizlere öksürükten ciğerlerimin yerinden oynadığı şartlarda yazıyorum. "Beni bu güzel havalar mahvetti.." diyorum Orhan Veli'nin dizesiyle. Aldanmamak lazımmış, kalın montlardan sıkılıp hemen incecik yağmurluklara koşunca bunu anladım :) Neyse, gelen dert bahardan olsun :)
Biliyorsunuz, bir önceki Kitap İzlenimi yazımda Maeve Binchy'den "Aşk ve Çocuk"tan bahsetmiştim. (okumadıysanız buraya tık tık) Sonra Maeve'nin tarzına ve o güzel Dublin'e doyamadığım için dairedeki kitaplığımızda bekleyen başka bir Maeve eseri olan "İtalyanca Aşk Başkadır"a başladım, dün itibariyle o da bitti :)
Kitabımız, Dublin'de Mountainwiew Koleji'nde uzun yıllardır öğrentmenlik yapan ve kolejin müdürünün emekli olmasına istinaden Müdürlük makamının kendisine verileceğini düşünen Aidan Dunne ile konuya giriş yapıyor. Kendi halinde, belki biraz da silik bir tip Aidan Dunne; ama tam anlamıyla bir İtalya hayranı ve İtalyanca konusunda uzman, okulda da Latince derslerini veriyor. Ve olaylar ilerledikçe müdür olamayacağını öğreniyor...
Bir de Nora O'connor var. Nora ise 60'ların sonunda hayatının aşkı İtalyan Mario ile tanışıyor, aynı yerde çalışıyorlar ve birbirlerine aşık oluyorlar. Mario, Nora'ya karşı hep dürüst.. "Ailem Sicilya'da bir köyde yaşıyor, ve benim aynı köyden Gabriella ile evlenmemi uygun görüyorlar her iki aile birden. Ben bu karar karşı çıkamam..." diyor. Ama Nora, bunu göze alacak kadar aşık, ve sevdiği adam uğruna İrlanda'yı terkedip Sicilya'ya, Mario'nun köyüne gidiyor. Köyde İtalyanca "Hanımefendi" demek olan Signora diye hitap ediyor herkes ona ve Nora da bu Signora'yı kendi adı olarak benimsiyor..Kimsenin haberi olmadan, 20 yılı aşkın bir süre boyunca Mario'ya olan aşkı devam ediyor. Bir gün Mario'nun ani ölümüyle de İRlanda'ya geri dönmek zorunda kalıyor...
İşte asıl hikaye Adian ile Signora'nın yollarının Mountainwiew'da Gece Okulunda İtalyanca öğretmeye başlamalarıyla başlıyor ve kurstakilerin tamamının hayatı da bu İtalyanca kursu sayesinde değişiyor, mucizeler gerçekleşiyor...
Okurken beni yine çok çok mutlu eden bir Maeve kitabıydı, okumayanınız kaldıysa okusun derim. Zira ben çok geç kaldım bu kitabı okumak için :)
Bir sonraki Kitap Tanıtımı yazımda görüşmek üzere :)
"Kitaplaşalım mı?" Etkinliğimize katılmadıysanız, hemen TIKLAYIN, YORUM BIRAKIN VE KATILIN :) Çok seveceğinize eminim :)
Bugün sizlere öksürükten ciğerlerimin yerinden oynadığı şartlarda yazıyorum. "Beni bu güzel havalar mahvetti.." diyorum Orhan Veli'nin dizesiyle. Aldanmamak lazımmış, kalın montlardan sıkılıp hemen incecik yağmurluklara koşunca bunu anladım :) Neyse, gelen dert bahardan olsun :)
Biliyorsunuz, bir önceki Kitap İzlenimi yazımda Maeve Binchy'den "Aşk ve Çocuk"tan bahsetmiştim. (okumadıysanız buraya tık tık) Sonra Maeve'nin tarzına ve o güzel Dublin'e doyamadığım için dairedeki kitaplığımızda bekleyen başka bir Maeve eseri olan "İtalyanca Aşk Başkadır"a başladım, dün itibariyle o da bitti :)
Kitabımız, Dublin'de Mountainwiew Koleji'nde uzun yıllardır öğrentmenlik yapan ve kolejin müdürünün emekli olmasına istinaden Müdürlük makamının kendisine verileceğini düşünen Aidan Dunne ile konuya giriş yapıyor. Kendi halinde, belki biraz da silik bir tip Aidan Dunne; ama tam anlamıyla bir İtalya hayranı ve İtalyanca konusunda uzman, okulda da Latince derslerini veriyor. Ve olaylar ilerledikçe müdür olamayacağını öğreniyor...
Bir de Nora O'connor var. Nora ise 60'ların sonunda hayatının aşkı İtalyan Mario ile tanışıyor, aynı yerde çalışıyorlar ve birbirlerine aşık oluyorlar. Mario, Nora'ya karşı hep dürüst.. "Ailem Sicilya'da bir köyde yaşıyor, ve benim aynı köyden Gabriella ile evlenmemi uygun görüyorlar her iki aile birden. Ben bu karar karşı çıkamam..." diyor. Ama Nora, bunu göze alacak kadar aşık, ve sevdiği adam uğruna İrlanda'yı terkedip Sicilya'ya, Mario'nun köyüne gidiyor. Köyde İtalyanca "Hanımefendi" demek olan Signora diye hitap ediyor herkes ona ve Nora da bu Signora'yı kendi adı olarak benimsiyor..Kimsenin haberi olmadan, 20 yılı aşkın bir süre boyunca Mario'ya olan aşkı devam ediyor. Bir gün Mario'nun ani ölümüyle de İRlanda'ya geri dönmek zorunda kalıyor...
İşte asıl hikaye Adian ile Signora'nın yollarının Mountainwiew'da Gece Okulunda İtalyanca öğretmeye başlamalarıyla başlıyor ve kurstakilerin tamamının hayatı da bu İtalyanca kursu sayesinde değişiyor, mucizeler gerçekleşiyor...
Okurken beni yine çok çok mutlu eden bir Maeve kitabıydı, okumayanınız kaldıysa okusun derim. Zira ben çok geç kaldım bu kitabı okumak için :)
Bir sonraki Kitap Tanıtımı yazımda görüşmek üzere :)
Koccaman sevgiler hepinize :)
11 Nisan 2012 Çarşamba
Maya'yı Tanıma Serisi Mim: #Bilmemkaç :)
Merhaba!!! :)
Öncelikle haber vereyim, "Kitaplaşalım mı? etkinliğimiz tahmin ettiğimden daha fazla ilgi çekti. Bunun için çok çok teşekkür ederim. Etkinliğimizi duymayan, katılmamış olan varsa hemen BURAYA BİR TIK yapsın, yorum bıraksın, ve etkinliğe katılsın :)))
Duyurumu yineledikten sonra, glelim bu postumuzun amacına :) Efendim pek sevgili arkadaşlarım Tatlı Şanslı Kedim, şu aralar çok aşık Olmadı Baştan'ım, Crazywomanrosemary'cim, Canım Cherry'm ve Böğürtlen delisi KuulumsuKadın'ım beni mimlemişler, sorular sormuşlar, ben de cevap vereceğim şimdi :) Bir de pek Sevgili Greta'cım mimlemiş beni, Takıntılarımız hakkında, onu da unutmadım, gelecek sefere de ona cevap vereyim diyorum :)
Geçelim sorulara :)
1- Yemek olsam ne yemeği olurdum?
Hihihi, ya aslında zayıf gibi dursam da acayip bir mide kapasitem var benim. Önüme gelen her yemeği yiyebilirim. Ama özellikle birini seçsem Dürüm Adana Kebabı olurdum. Hem kırmızı et var, hem hamurişi, hem de salatası soğanı ve baharatıyla. Damakta çok hoş bir tat bırakan bir yemek bence. Bilenler bilir, Ankara'da Sakarya Caddesinde bir Adana Dürümcüsü vardır. Daha onun üstüne yemedim ben Adana Kebabı :) Tabii ben hiç Adana'ya gitmedim o ayrı, orada yemiş olsam bu fikrim değişebilirdi. Kısacası, daha iyisini yiyene dek en iyi yer Adana Dürümcüsü :)))
2- Müzik aleti olsam hangisi olurdum?
Ney olurdum; ney sesinin bana hissettirdiklerini daha başka hiçbir enstrümanda hissedemedim. Nefes gibi, aşk gibi, ulu, heybetli... Mistik...
3- Araba olsam hangisi olurdum?
Çok basit bir cevap olacak biliyorum, ama hayalimdeki araba işte bu. Size çok yavan gelebilir, lakin bir gün bunu alacağım, tek isteğim araba konusunda budur :) Ford Focus Hatchback :)
4- Aylardan hangisi olurdum?
Haziran olurdum :) Hem bahar gibi, hem yaz gibi, hatta yazın başı... Uzun yaz gecelerinin başlangıcı, balkon sefaları, çiçekleri, kuşları... Kirazları...
5- Ayakkabı olsam hangisi olurdum?
Böyle şeker böyle rengarenk bir babet olurdum. Hem rahat, hem şık, hem de hanfendi :))) Bir de sade ama cıvıl cıvıl :)))
6- Kıyafet olsam hangisi olurdum?
Kesinlikle böyle bir kıyafet olurdum :)
8- Hayvan olsam hangisi olurdum?
Çok değişik huylarım var, kedi dicem aslında ama değil, bence ben biraz özgür ruhluyum çok ifade edemesem de... Onun için...
9- Şu an okuduğum kitabın 137. sayfasında neler var?
Hemen bakalım :)
Şu an Maeve'den "İtalyanca Aşk Başkadır"ı okuyorum, ve bir bakın kitabımın 137. sayfasında ne var :)))
137. sayfam "Kathy" ye ayrılmış :))))))))))))))))
İstesem bu kadar tesadüf olmaz :)
Bir mimin de burada sonuna geldik, benim de mimlediklerim var tabii :) Gerçi herkes yaptı mimi, yapmayanları seçeyim dedim :))
Kaybolmuş Bir Deniz Yıldızı: YeYa Günlüğü'm
Sevgili Beyaz Bezelye Bugy'm :)
Canım Pompişim :)
mimlendiniz kızlar :)
Öncelikle haber vereyim, "Kitaplaşalım mı? etkinliğimiz tahmin ettiğimden daha fazla ilgi çekti. Bunun için çok çok teşekkür ederim. Etkinliğimizi duymayan, katılmamış olan varsa hemen BURAYA BİR TIK yapsın, yorum bıraksın, ve etkinliğe katılsın :)))
Duyurumu yineledikten sonra, glelim bu postumuzun amacına :) Efendim pek sevgili arkadaşlarım Tatlı Şanslı Kedim, şu aralar çok aşık Olmadı Baştan'ım, Crazywomanrosemary'cim, Canım Cherry'm ve Böğürtlen delisi KuulumsuKadın'ım beni mimlemişler, sorular sormuşlar, ben de cevap vereceğim şimdi :) Bir de pek Sevgili Greta'cım mimlemiş beni, Takıntılarımız hakkında, onu da unutmadım, gelecek sefere de ona cevap vereyim diyorum :)
Geçelim sorulara :)
1- Yemek olsam ne yemeği olurdum?
Hihihi, ya aslında zayıf gibi dursam da acayip bir mide kapasitem var benim. Önüme gelen her yemeği yiyebilirim. Ama özellikle birini seçsem Dürüm Adana Kebabı olurdum. Hem kırmızı et var, hem hamurişi, hem de salatası soğanı ve baharatıyla. Damakta çok hoş bir tat bırakan bir yemek bence. Bilenler bilir, Ankara'da Sakarya Caddesinde bir Adana Dürümcüsü vardır. Daha onun üstüne yemedim ben Adana Kebabı :) Tabii ben hiç Adana'ya gitmedim o ayrı, orada yemiş olsam bu fikrim değişebilirdi. Kısacası, daha iyisini yiyene dek en iyi yer Adana Dürümcüsü :)))
2- Müzik aleti olsam hangisi olurdum?
Ney olurdum; ney sesinin bana hissettirdiklerini daha başka hiçbir enstrümanda hissedemedim. Nefes gibi, aşk gibi, ulu, heybetli... Mistik...
3- Araba olsam hangisi olurdum?
Çok basit bir cevap olacak biliyorum, ama hayalimdeki araba işte bu. Size çok yavan gelebilir, lakin bir gün bunu alacağım, tek isteğim araba konusunda budur :) Ford Focus Hatchback :)
4- Aylardan hangisi olurdum?
Haziran olurdum :) Hem bahar gibi, hem yaz gibi, hatta yazın başı... Uzun yaz gecelerinin başlangıcı, balkon sefaları, çiçekleri, kuşları... Kirazları...
5- Ayakkabı olsam hangisi olurdum?
Böyle şeker böyle rengarenk bir babet olurdum. Hem rahat, hem şık, hem de hanfendi :))) Bir de sade ama cıvıl cıvıl :)))
6- Kıyafet olsam hangisi olurdum?
Kesinlikle böyle bir kıyafet olurdum :)
7- Renk olsam hangisi olurdum?
Seçemem ben öyle efendim, bukalemun gibi rengarenk olurdum :))) anlamlı ellerde hayat bulurdum...
8- Hayvan olsam hangisi olurdum?
Çok değişik huylarım var, kedi dicem aslında ama değil, bence ben biraz özgür ruhluyum çok ifade edemesem de... Onun için...
9- Şu an okuduğum kitabın 137. sayfasında neler var?
Hemen bakalım :)
Şu an Maeve'den "İtalyanca Aşk Başkadır"ı okuyorum, ve bir bakın kitabımın 137. sayfasında ne var :)))
137. sayfam "Kathy" ye ayrılmış :))))))))))))))))
İstesem bu kadar tesadüf olmaz :)
Bir mimin de burada sonuna geldik, benim de mimlediklerim var tabii :) Gerçi herkes yaptı mimi, yapmayanları seçeyim dedim :))
Kaybolmuş Bir Deniz Yıldızı: YeYa Günlüğü'm
Sevgili Beyaz Bezelye Bugy'm :)
Canım Pompişim :)
mimlendiniz kızlar :)
Herkese sevgiler kocamannnn :)
10 Nisan 2012 Salı
"Kitaplaşalım mı?" Etkinliğimiz Başlıyor :)
Merhaba!!! :)
Evet, önceki postlarımda bahsettiğim "Kitaplaşalım mı?" etkinliğimizi başlatmaya karar verdim arkadaşlar :)
Önce etkinliğimizin kısa tarihi hakkında bilgi vereyim. Bu güzel etkinliği ilk başlatan arkadaşım sevgili Dilara idi. :) Onun ev sahipliğinde gerçekleşen ilk etkinliğimiz de bir o kadar güzel oldu :) Bu güzel etkinlik sayesinde ben de sevgili DarLa'mı tanışmış oldum ki o da apayrı bir mutluluk oldu benim yaşantımda :) Bu şahane etkinliği de bu güzel getirileri yüzünden geleneksel hale getirmeye karar verdik :) Ben bu etkinliğin Dilara'dan sonraki ilk evsahibi olacaktım. Ama mayısa kadar beklemek istemedim. Çünkü güzel şeyler fazla bekletilmeye gelmez, değil mi? :) Önce sizlerin fikrini aldım "ister misiniz?" diye, gördüm ki herkes istekli. Sonra da Diloş'uma sordum, "nasıl olur?" diye, o da olumlu yanıt verdikten sonra ben de etkinliği başlatmaya karar verdim. :)
"Nasıl katılabilirsiniz?"
Bir önceki etkinliğin katılım kurallarını aynen kopyalıyorum :))) Çünkü bir önceki kurallar tam yerinde ve kıvamında idi :)
20 Nisan günü saat 16'ya kadar;
Evet, önceki postlarımda bahsettiğim "Kitaplaşalım mı?" etkinliğimizi başlatmaya karar verdim arkadaşlar :)
Önce etkinliğimizin kısa tarihi hakkında bilgi vereyim. Bu güzel etkinliği ilk başlatan arkadaşım sevgili Dilara idi. :) Onun ev sahipliğinde gerçekleşen ilk etkinliğimiz de bir o kadar güzel oldu :) Bu güzel etkinlik sayesinde ben de sevgili DarLa'mı tanışmış oldum ki o da apayrı bir mutluluk oldu benim yaşantımda :) Bu şahane etkinliği de bu güzel getirileri yüzünden geleneksel hale getirmeye karar verdik :) Ben bu etkinliğin Dilara'dan sonraki ilk evsahibi olacaktım. Ama mayısa kadar beklemek istemedim. Çünkü güzel şeyler fazla bekletilmeye gelmez, değil mi? :) Önce sizlerin fikrini aldım "ister misiniz?" diye, gördüm ki herkes istekli. Sonra da Diloş'uma sordum, "nasıl olur?" diye, o da olumlu yanıt verdikten sonra ben de etkinliği başlatmaya karar verdim. :)
"Nasıl katılabilirsiniz?"
Bir önceki etkinliğin katılım kurallarını aynen kopyalıyorum :))) Çünkü bir önceki kurallar tam yerinde ve kıvamında idi :)
20 Nisan günü saat 16'ya kadar;
♥ Bu yazının altına sadece
katılmak istediğinizi belirten bir yorum bırakmanız yeterli. Blogger olmanıza
gerek yok
♥Yorumunuzda
olmazsa olmaz tek şey mail adresiniz. Sonra
size ulaşamazsam çok üzülürüm.
♥
Yorumuza eklemekte özgür olacağınız
diğer şey ise okumak istediğiniz maksimum 3 kitap ve yazar ismi. Eğer derseniz
ben okuduğum kitabın bana tekrar hediye edilmesini istemem o zaman listenizi
lütfen belirtin. :))
♥Yorumunuzu
yazdıktan sonra bir de bana kargo için
isim soyisim ve adres bilgilerinizi mail olarak atmanızı rica edeceğim. sonradan
unutursunuz size ulaşamam o zaman da çok üzülürüm :) - mail adresim:
mayaningunlugu@gmail.com
♥Etkinliği
bloglarınızda paylaşırsanız da çok sevinirim. Böylece daha çok kişinin bu
etkinlikten haberi olur ve daha çok kitap okunur.
Etkinlik sona erdikten sonra çekiliş ile eşleştirmeler
yapacağım ve 23 Nisan Pazartesi günü buradan duyuracağım ayrıca sizleri mail ile de bilgilendireceğim ve kitap
hediye edeceğiniz arkadaşın iletişim bilgilerini de size göndereceğim :)
Evet, sadece bu kadar dostlar. Şimdi bütün kitapseverlerin yorumlarını bekliyorum bu yazının altına :) Kambersiz düğün olmaz, tabii ki ben de katılıyorum :) Kiminle eşleşirsem gönlünden kopan herhangi bir Ayfer Tunç kitabını okumaktan çok çok mutlu olacağım :)
Kimler katılıyor bakalım?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)























